NEJLA NAZIR FİLİMLERİ HAYATI AŞİVLERİ

[Resim]

1956 yılında İskeçe'de doğdu. Ortaokulu terk etti. 1972'de Ses Dergisi'nin düzenlediği yarışmada birinci olarak sinemaya geçti. 1973'te ilk filmi olan "Isdırap"ı çevirdi. 1978'den sonra sahneye çıkarak arabesk türde şarkılar söyledi ve çoğunlukla bu türdeki filmlerde oynadı. Ferdi Tayfur'la olan birlikteliğinden bir kızı olan Necla Nazır sinemayı bırakıp evinin kadını oldu.
Düşünsenize, kendi kariyerini geri plana itmeye tam 14 sene önce karar vermiş bir kadın. Oyunculuğunu, hatta hamileyken doldurduğu kasetini unutmuş. Duvarlardan resimlerini indirmiş, kendi adına hiçbir şey istememiş. Anne olmaya karar vermiş ve susmuş... Necla Nazır, baştan aşağıya değiştireceğini söylediği evinin duvarlarında
sadece Ferdi Tayfur'un afişlerinin olmasıyla ilgili olarak "Bir eve bir star yeter," diyor. O hayatının merkezine hep başkalarını koymuş, koymaya devam ediyor.
Bir dönemin en güzel kadınlarından, en gözde oyuncularından Necla Nazır kendisini fena halde ev kadınlığına kaptırmış. Annenizin arkadaşı gibi. Ya da çaya gideceğiniz komşu. Tam 14 yıl boyunca kendisi için hiçbir şey yapmamış. Tek bir adım atmamış. Ondan akıllarda kalan sadece bir başörtüsü olmuş.
Şimdi kozasından çıkmaya çalışıyor. Her anlamda...
Bugün gazetede okudum, "Teklifleri değerlendireceğim," demişsiniz. Nasıl bir şeydir bu, siz beklersiniz ve eve haber mi gelir?
Genellikle sanatçılara, eve haber geliyor zaten. Ya da telefonla aranıyorlar... Senaryo gönderiyorlar, sanatçı senaryoyu okuyor, beğenirse kabul ediyor. Bunun gibi... Ben çok isteyerek hamile kaldım, kızımı kendim büyütmek istedim. 14 senelik bir annelik dönemim oldu. Şimdi anneliği bırakmış değilim tabii! (Gülüyor) Tuğçe artık büyüdü, yapabileceğim diziler, kadınlara yönelik programlar olabilir... Bu saatten sonra bir aşk filminde oynayamam. Ya anne oynayacağım, ya eroin kullanan bir çocuğum olacak... Genel, klasik hikâyeler...
Geri dönmeye nasıl karar verdiniz?
Aslında bu bir özlem. Sahne kokusu, tozu vardır... Özledim. Ani kararlar veririm, çok düşünmem, pek programlı değilimdir, hissettiklerimi o an yaşarım, çok derin düşüncelerim yok. (Gülüyor) Çünkü her şey anlık. Çalışmak istiyorum şimdi. Ama setten sete koşacak değilim; çok keyfi, çok seçici olacak...
Ta başlarda her şeyi bırakmak zor olmadı mı?
Galiba Necla Nazır'lık beni sıkmıştı. Necla Nazır çok kalabalık, binlerce insanla birlikte yaşıyor. Ben Necla olmak istedim. Çünkü Necla benim için çok değerli. Necla Nazır da öyle ama o çok kalabalık. Zannediyorum yorulduğum dönemler oldu.
Peki hep evdeydiniz ya, çok baskıcı, kontrolcü bir anne mi oldunuz?
Evet. Bu konuda - itiraf ediyorum - inanılmaz suçluyum. Benim elimde olmayan bir şey. İnanılmaz bir koruma içgüdüsü... Mesela Tuğçe özel arabayla okula gidip geliyor, servise vermedim. Biraz baskı altında tuttum galiba. Bu yıl biraz kendimi geri çektim.
Ferdi'nin benden kaçacak deliği yok"
Şimdi ciddi bir ev kadını mısınız?
Evet. Yemek güzel yaparım. (Gülüyor) Ama ev işinden falan anlamam.
Ama hiç evden çıkmıyor değilsiniz?
Ay çıkıyorum! Ben sıkıntılı insanım, ne işim var evde. Tuğçe'yle sinemaya gidiyoruz, bowling oynamaya gidiyoruz. Benim kızımla programlarım var. Tatile gidiyoruz. Vaktimi hep Tuğçe'yle geçirdim.
Tuğçe'nin arkadaşları var mı?
Var tabii, olmaz mı! Geliyorlar, alt katta birlikte oluyorlar. Hafta sonları sinemaya gidiyor arkadaşlarıyla, her ne kadar ben aynı mekân içinde olup başka bir sinemaya gidiyorsam da! (Gülüyor)
Ya, bunu gerçekten yapıyor musunuz?
Ay yapıyordum ama vazgeçtim! (Gülüyor) 15 dakikada bir cep telefonunu çaldırırım.
İnanılmaz yani... Bu konuda çok suçlu olduğumu itiraf ediyorum.
Kızınız sert çıkmaya başlamadı mı?
(Dişlerini sıkarak) 'Ya anne tamam, ya anne lütfen, arkadaşlarım var, anne, anne!' diye... Bir gün ona "Bak Tuğçe, sana söz veriyorum, aramayacağım," dedim. Akmerkez'e gitmişti arkadaşlarıyla, inanılmaz biçimde burada aramamak için mücadele veriyorum. Üç saatliğine başardım, telefonum çaldı. "Anne, iyi misin?" dedi. "İyiyim, bir şey mi var?" dedim. "Hayır, beni aramadın da," dedi. Tuğçe eve gelene kadar ben aradım. (Gülüyor)
Ferdi Tayfur nasıldır?
Ay Ferdi'nin umuru değil. Benim gibi bir kadın var. Ne yapsın! (Gülüyor) Nefes aldırmıyorum ki insanlara. İçinden "Nasılsa Necla var," diyor.
Siz kendinizi geriye çektiğinizde, o da Köyümüze Dönelim, Emmioğlu gibi provokatif işler yapıyordu. Sizden kaçıp mı yapıyordu?
Benden kaçacak hiçbir deliği yok onun! (Gülüyor) Ne dünyada, ne ahirette! Ferdi çok rahat ettiği için bu kadar başarılı diye düşünüyorum. Tuğçe'ye gösterdiğim bu yoğun ilgiyi Ferdi'ye asla göstermedim, göstermem de.
Ödüller alırken, alkışları toplarken, siz de faydalanmak istemediniz mi?
Hayır. Ben hayatım boyunca istemediğim hiçbir şeyi yapmadım. O yüzden hiç böyle
bir özlemim olmadı. Galiba sanatçı olarak birazcık geri kalmam da kıskanç ruhlu bir insan olmamdan...

"Öğrenciler yolda çevirdi, tepki gösterdi"
Aşırı laiklerden tepki aldınız mı?
Evet, yakıştıramadıklarını söylediler. Talebelerin yollarda görüp çevirmeleri oldu. (Gülüyor) Beni bu anlamda görmek istemediklerini, yakışmadığını, topluma mâl olmuş bir sanatçı olduğumu, bazı kesimlerin örnek alabileceğini söylediler. Çok da mail gelmeye başladı bizim şirkete. Dedim ki "Peki, haklı olduğunuz taraflar var, ben bunu özel yaşayacağım."
Çok mu militanca konuşuyorlardı sizinle?
Militanca değil. Hiçbir zaman saygı çerçevesini aşmadılar. Çok iyi bir biçimde, iyi bir tonla, böyle olmaması gerektiğini, çünkü yanlış yorumlandığını, yanlış duyumlar aldıklarını söylediler.
Kızınızın okulundan, arkadaşlarından bir şey duydunuz mu?
Tuğçe'nin okuluna hiçbir zaman kalkıp da boneyle falan gitmedim ki... Şişli Terakki öyle bir okul değil zaten. Çok farklı yerlerde çocuklar, başka şeylere bakıyorlar. Okula böyle gidiyordum.
Çekindiğiniz için mi?
Hayır, asla. Ama tabii ki Tuğçe'yi düşündüğüm
çok zamanlar oldu. Tuğçe modern bir anne görmek istiyor. Ben yasaklardan hoşlanan bir insan değilim, özgür ruhluyum. O yüzden ne benim açımdan, ne babasının açısından Tuğçe'ye bir şey gelmesini istemedim.
Hayatınızda başörtüsü bir belirleyici, bir milat mı?
Bu üzüyor beni. Sanki öyle bir şey yaptım ki, Müslümanlar yeni bir şey keşfetti. (Gülüyor) Var olan bir şeydi, bu kadar... Asla "Çıkardım, attım" diye de bir şey yok. Sadece 24 saat takmıyorum artık.
Saçlarınız ne oldu?
Saçlarım duruyor, bir şey mi oldu?
"Saçlarımı özlemişsiniz, bakın, buradalar," diyorum. (Gülüyor)

"Kızlar perukla imtihanlara girsin"
Başınızı örtmenizin ardından "Necla Nazır'a ne oldu?" diye konuşulurken, siz ne yapıyordunuz?
Necla Nazır'a hiçbir şey olmadı. Necla Nazır,
Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk ve elhamdülillah Müslüman olan bir kadın. Herkes gibi... Necla Nazır'da pek fazla bir değişiklik olmadı. Necla Nazır bir Eyüp Sultan çocuğu. Benim çocukluğum Eyüp Sultan'da geçti. Necla Nazır bir halk çocuğu.
Ben beş vakit namaz kıldım, başka bir şey yapmadım. Kılıyorum da. Bu çok mu? Ben Rabbim'le yakın olmayı seviyorum, kendimi huzurlu, güvende, rahat hissediyorum. Çünkü ben Allah'ın varlığına inanan bir insanım, Kuranıkerim'e de inanıyorum. Peygamber efendimizi çok seviyorum. Bu da zaten çocukluğumdan beri içimde olan bir şeydi. Beş vakit namaz kılmakla ortaya çıktı. Ben yemek yaparken de saçlarım dökülmesin diye tülbent takıyorum. Bu gelenektir. Türk halkının evinde bir kadın mutfağa gidiyorsa önlük takar, kendini korur...
Annelikle mi inançlarınız daha yoğunlaştı?
Evet, bu doğru. Kendimi daha bir Allah'a yakın hissettim. Anne olmak gerçekten çok kutsal bir duygu... Küçükken Pierre Loti'den aşağı iner, Eyüp Sultan Hazretleri'ni ziyaret ederdim. Çok sıkıldığım zamanlar, genellikle perşembe günleri mutlaka orada olurum. Rüyalarım da vardı, beni çoğu zaman yönlendirmiştir. Ama her şeyden önce Allah sevgisi var, Peygamber sevgisi var. Onlarla günün beş vakti birlikte olmak çok hoşuma gidiyor.
İslam dinini daha derinlemesine araştırmaya başladınız mı?
İslam dinini demeyelim de; Kuranıkerim'in Türkçesini okumaya ve anlamaya gayret ediyorum. Tabii ki doğru bir yorumdan...
Televizyonlarda başörtüsü, türban tartışmalarını gördüğünüzde ne düşünüyordunuz?
Çok özel bir şey bu. İnsanların bu anlamda böyle diretmelerini, samimi olmalarına bağlıyorum. Gerçi kimin samimi olup kimin olmadığını ayırmak çok güç... Ama kızlarımız peruk takıp gidebilirler imtihanlara.
Niye başörtüleriyle girmesinler ki?
Tabii ki girsinler... Ama bu anlamda önlerine
bir set çekiliyorsa, en azından sınavlarını bu şekilde verebilirler. Türkiye'nin okuyan çocuklara daha çok ihtiyacı var. Bu şekilde bir çözüm bulabilirler, yapamamaktan daha mı iyi yani!
"Gel bizimle mücadele et" gibi çağrılar aldınız mı?
Asla! Gelse bile tabii ki yapmazdım. Niçin yapayım? Örgüt müdür, değil midir bunları bilemem. Ben çok temiz, saf duygularımla giderim, sonra başka bir şeye dönüşür. Onun için asla böyle bir şey yapmam, buna alet olmam. Ben böyle bir ortam yaratabilecek biçimde hareket ettiğimi, konuşmalar yaptığımı düşünmüyorum.

Puan:
2007
Puan:
2002
    Sevgi
Puan:
2000
Puan:
2000
Puan:
1996
Puan:
1995
Puan:
1993
Puan:
1992
Puan:
1989
    Ceylan
Puan:
1989
Puan:
1987
    Lale
Puan:
1987
    Billur
Puan:
1987
Puan:
1987
    Zeynep
Puan:
1986
Puan:
1986
Puan:
1986
Puan:
1986
Puan:
1986
Puan:
1985
Puan:
1984
Puan:
1984
    Bahar
Puan:
1983
Puan:
1983
    Suna
Puan:
1983
Puan:
1982
    Necla
Puan:
1981
Puan:
1981
    Pınar
Puan:
1980
Puan:
1980
Puan:
1980
    Necla
Puan:
1979
Puan:
1979
Puan:
1979
    Ceren
Puan:
1979
Puan:
1979
    Arzu
Puan:
1978
Puan:
1978
Puan:
1978
    Leyla
Puan:
1978
    Ceylan
Puan:
1978
    Necla
Puan:
1978
    Nazlı
Puan:
1977
    Nevin
Puan:
1977
Puan:
1977
Puan:
1977
    Nilgün
Puan:
1977
    Nuran
Puan:
1976
Puan:
1976
Puan:
1976
Puan:
1976
Puan:
1976

Yorum Yaz